Haber
18.4.2018
CHP'den Sansür Raporu
CHP Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, "İnternet Çağında İnternete Erişim Sorunu: Türkiye’nin Sansürle İmtihanı" başlıklı raporu kamuoyu ile paylaştı. 

Raporun giriş kısmı şöyle:

90’lı yıllarda yaygınlaşmaya başlayan ve 2000’li yıllar itibariyle geniş bant altyapısı ve mobil ağ teknolojilerinin ilerlemesiyle günlük hayatın vazgeçilmez bir unsuru haline gelen ve 2016 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından temel bir insan hakkı olarak tanımlanan internete erişim hakkı, bugün Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 22. maddesi ile güvence altına alınmış olan haberleşme ve iletişim hürriyetinin de vazgeçilmez bir parçasıdır.

Hootsuite ve We Are Social verileri baz alınarak hazırlanan “2018 Yılı Global Dijital Raporu”nda dünyada internet kullanıcı sayısının 4 milyarı geçtiği belirtilirken, Türkiye’de internet erişim oranı % 67 olarak ifade edilmektedir. Başka bir deyişle, Türkiye nüfusunun 54 milyondan fazlası internet kullanıcısıdır. Yine Türkiye, 51 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı ile sosyal medya kullanımında 2 saat 48 dakika ile dünya sıralamasında üst sıralarda yer alırken, Türkiye’de ortalama bir internet kullanıcısı günün 7 saatten fazlasını internet ortamında geçirmektedir. Türkiye’de 51 milyon Facebook, 33 milyon ise aktif Instagram kullanıcısı mevcuttur. Bu veriler çoğaltılabilmekle birlikte, bu noktada akıllara şu soru gelmektedir:

Niceliksel olarak internet kullanımında dünyada ön sıralarda yer alan Türkiye’de internet kullanıcıları, dünyaya kıyasla ne ölçüde sorunsuz bir internet erişimine sahiptir?
 
Türkiye’de Nitelikli İnternete Erişim Sorunu

İnternete erişim hakkının temel bir insan hakkı olduğu birçok metinde çok açık bir şekilde belirtilmektedir. Türkiye’nin, üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin, sözleşmecisi olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde bir takım yükümlülükleri bulunmaktadır. Sözleşmenin yargılama makamı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi mahkum ettiği bir kararında internete erişimin bir hak olduğunu belirtmiştir.

“Bu hak, iletişime ve bilgiye erişim hakkının esası olarak değerlendirilmektedir ve yerel anayasalar tarafından korunmaktadır. Devletlerin vatandaşların internet erişim hakkını güvence altına alma yükümlülüğü ve herkese bilgi toplumuna katılma hakkını da içermektedir. Böylelikle, ifade özgürlüğüne ayrılan genel güvencelerin tümü, internete engelsiz erişim hakkını da tanımak amacıyla yeterli bir temel oluşturmaktadır.” (Yıldırım/Türkiye no: 3111/10, 18.12.2012, para. 32).

Öte yandan, Türkiye’de özellikle son yıllarda internete erişim hakkı, iktidar eliyle sistematik bir şekilde ihlal edilmektedir. Son yıllarda Türkiye’de yaşanan demokrasi krizinin en büyük faili olan siyasi iktidar, ifade ve düşünce özgürlüğünü, bireysel özgürlükleri her gün bir adım daha geriye götüren bir anlayışla vatandaşlarını bilgiden mahrum bırakarak Türkiye’yi çağın gerisinde kalmaya mecbur bırakmaktadır.

Gelişmenin ve kalkınmanın önündeki en büyük engel olan sansür ve oto-sansür Türkiye’nin en büyük sorunu olarak önümüzde durmaktadır. İşine gelmeyeni yok hükmünde değerlendirmeyi alışkanlık haline getirmiş olan siyasi iktidarın, “Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü vardır” ya da “Türkiye’de medya özgürlüğü, Batı’dan fazla” iddialarına rağmen; bugün birçok ulusal ve uluslararası rapor, keza yine onlarca gazetecinin cezaevinde olduğu gerçeği, Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün can çekiştiğini gözler önüne sermektedir.

Örneğin; tüm dünyada kabul gören saygın düşünce kuruluşlarından Freedom House’un “İnternette Özgürlük 2017” raporunda Türkiye, 2016 yılından sonra 2017’de de interneti özgür olmayan ülkeler arasında yer aldı. Freedom House internet özgürlüğünü; “erişim önündeki engeller”, “içeriğe getirilen kısıtlamalar” ve “kullanıcı haklarının ihlal edilmesi” olmak üzere 3 kategoride incelerken; Türkiye’de erişim önündeki engeller arasında en önemli sorunlardan birini, servis sağlayıcıları aracılığıyla internete erişimin engellenmesi olarak gösterilmektedir. Yine, “içeriğe getirilen kısıtlamalar” bağlamında “internet yavaşlatmalarına” dikkat çekilirken, “kullanıcı haklarının ihlali” alt başlığında özellikle sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanan vatandaşlara da ayrı bir önem atfedilmektedir.

Bu noktadan hareketle; Türkiye’de internet kullanıcılarının karşı karşıya olduğu internete erişim önündeki engelleri, “doğrudan” ve “dolaylı” sansür olmak üzere nitelendirmek gerektiği kanaatindeyiz.

Şöyle ki, dünyanın en büyük çevrimiçi ansiklopedisi Vikipedi’nin 29 Nisan 2017 tarihinden beri erişime engelli olması ve milyonlarca bireysel internet kullanıcısının bireysel haklarının hiçe sayılması doğrudan sansür olarak bir şekilde gündemde kendine yer bulmaktadır. Ancak işin fazla tartışılmayan, buzdağının görünmeyen kısmı var ki; o da iktidarın son dönemde özellikle de terör eylemlerinin ve toplumsal olayların ardından sık sık başvurduğu ve meşru olmayan internet yavaşlatmaları ve altyapı sorunlarıdır.
Bu çerçeveden hareketle, söz konusu rapor ile bu sorunlara dikkat çekmek ve önümüzdeki süreçte geliştirilecek politikalara ilişkin bir ön çalışma yapılması amaçlanmıştır.