Haber
6.1.2018 0
CHP’li Adıgüzel, Türkiye-AB İlişkilerini Sordu
CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM AB Uyum Komisyonu üyesi Onursal Adıgüzel, son dönemdeki Türkiye-AB ilişkilerini Meclis’e taşıdı.

TBMM AB Uyum Komisyonu üyesi CHP’li Adıgüzel, AB Bakanı Ömer Çelik’in yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesi verdi. 18 Mart Anlaşması sonrası yaşanan gelişmeleri ve Cumhurbaşkanı’nın Mayıs ayında Brüksel’de gerçekleşen NATO zirvesinde “AB’den 12 aylık takvimi aldık” yönündeki açıklamalarını soran Adıgüzel, son dönem yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

“AB Ülkelerine Kaç Suriyeli Yerleştirildi?”

AB ile Türkiye arasında gerçekleşen 18 Mart Zirvesi sonucunda çıkan mutabakatın şartlarından birinin “1’e 1” uzlaşısı çerçevesinde, 20 Mart 2016 tarihinden itibaren Türkiye’den Yunan adalarına geçen bütün düzensiz göçmenlerin Türkiye’ye iade edilmesi ve bu kapsamda iade edilen her bir Suriyeliye karşılık bir Suriyelinin bir AB üye ülkesine yerleştirilmesinin kararlaştırıldığına dikkat çeken Adıgüzel, önergede şu sorulara yer verdi:

18 Mart mutabakatı sonrasında, Türkiye’den AB üye devletlerine, Ocak 2018 tarihi itibariyle kaç Suriyeli yerleştirilmiştir? Buna karşın, Türkiye’ye iade edilen düzensiz göçmen sayısı kaçtır? Yerleştirilen Suriyeliler hangi kriterlere göre belirlenmektedir? Anlaşmadan bu yana geçen süre zarfında, AB tarafından ‘yeniden yerleştirme’ ve ‘yer değiştirme’ kotalarına ilişkin taahhüt edilen 72 bin sayısında herhangi bir artış olmuş mudur? Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bu yana, Türkiye’den Yunan adalarına düzensiz geçiş sayısı toplamı kaçtır? Bunların aylara göre dağılımı nasıldır? Düzensiz göç geçiş sayısında anlaşma öncesine göre kayda değer bir düşüş yaşanmış mıdır? 18 Mart sonrası, kaçak yollardan Avrupa’ya geçmeye çalışırken hayatını kaybeden göçmen sayısı kaçtır? Bunların kaçını çocuk göçmenler oluşturmuştur?”

“Vize Serbestisi Kağıt Üstünde Mi Kaldı?”

Öte yandan, Türkiye’nin vize serbesti yol haritasında belirtilen 72 kriterden 7’sinin hala karşılanmadığına dikkat çeken Adıgüzel, “18 Mart Zirvesi’nin akabinde Vize Serbestisi Diyaloğu’nun hızlandırılması ve Türkiye’nin Vize Serbestisi Yol Haritası yükümlülüklerini yerine getirmesinin ardından vizelerin kaldırılacağının duyurulmasına karşın, Türkiye’nin bu yükümlülükleri henüz yerine getirmemiş olması AB’nin eline koz vermenin ötesinde, kamuoyunun AKP hükümetinin AB ilişkileri konusundaki istikrarsızlığını ve samimiyetini bir kez daha sorgulamasına neden olmaktadır. Hükümetin müjdelediği vize serbestisi kağıt üstünde mi kalmıştır? Vize serbesti yol haritasında belirtilen yükümlülüklerin karşılanması için herhangi bir adım atılacak mıdır?” ifadelerini kullandı.
“12 Aylık Takvimi Hatırlattı?”
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz Mayıs ayında yaptığı “AB’den 12 aylık takvimi aldık” şeklindeki açıklamalarını hatırlatan Adıgüzel, “Aylar önce NATO Zirvesi için gittiği Brüksel ziyaret sonrasında yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı, AB’den 12 aylık bir takvim aldık açıklamalarında bulunmuştu. Bizler Komisyon üyesi olarak o zaman ‘Bu takvimin kapsamı nedir? Varsa bu 12 aylık takvimde atılacak adımlar ne olacak? Örneğin; AB’nin üstüne basa basa ifade ettiği OHAL’in kaldırılması atılacak adımlar arasında olacak mı? Örneğin; AB’nin ifade özgürlüğü, medya özgürlüğü, hukukun üstünlüğüyle ilgili endişeleri dikkate alınıp, tutuklu gazeteciler serbest mi bırakılacak?’ diye sorduk. Aradan geçen zamana karşın, bu adımların hiçbiri atılmadığı gibi, alınan takvime ilişkin ne Komisyon üyelerine ne de kamuoyuna somut, tatmin edici bir açıklama yapılmadı” dedi.
Adıgüzel, “Cumhurbaşkanı’nın bahsettiği 12 aylık takvim iddia edildiği gibi gerçekten var mıdır? Var ise bu takvimin içeriği nedir? Aradan geçen süre zarfında, bu takvime ilişkin hangi adımlar atılmıştır? Konuya ilişkin kamuoyunu tatmin edici bir açıklama yapmayı düşünüyor musunuz? Konuya ilişkin sergilenen tutumun şeffaflıktan uzak olmasının sebebi nedir?” diye sordu.

“Elin Oğluna Laf Söyleme Hakkını Veren İktidarın Kendisi”
 
Son dönem Türkiye-AB ilişkilerine ilişkin de konuşan Adıgüzel, “Türkiye-AB ilişkilerinde sonu görünmeyen bir sürecin içindeyiz. Cumhurbaşkanı ve AKP hükümeti, tamamıyla Meclis’i ve AB Uyum Komisyonu’nu sürecin dışında bırakan bir tutum sergiliyor. Hükümet, samimiyetsiz, tamamen günü kurtarmaya ve iç politikaya yönelik popülist söylemler ile AB sürecini yönetebileceğini sanıyor. İktidar, önce şapkayı önüne koyup, ‘AB’ye gerçekten girmek istiyor mu?’ sorusuna cevap vermeli.  AB’nin üstüne basa basa ifade ettiği gibi OHAL kaldırılmadan, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma konusundaki yaşanan ihlalleri ortadan kaldırmadan, AB sürecinde olumlu bir sonuç alınamayacağı açıktır. Yargılama cezalandırmanın ve göz korkutmanın bir yöntemi haline getirildi. AB’nin Türkiye’yi AKP’den ibaret gören ve Türkiye’yi dışlayan tutumunu tasvip etmemekle birlikte, 15 yılda Cumhuriyet tarihinin en büyük baskı ve korku rejimini inşa eden AKP, karşı tarafı suçlamadan önce kendi icraatlarının sorumluluğunu almalı! Elin oğluna laf söyleme hakkını veren iktidarın kendisi” ifadelerini kullandı.