Haber
29.9.2017
CHP’li Onursal Adıgüzel: Kibir ve güç zehirlenmesi iktidarı ele geçirmiş durumda

Adalet Yürüyüşü’nün Gezi Direnişi’nden bu yana toplumsal muhalefeti bir araya getiren en büyük buluşma olduğunu söyleyen Adıgüzel, yürüyüşün CHP’ye ideolojik olarak herhangi bir yakınlık duymayan insanlar tarafından da desteklendiğini ifade ediyor.

-Adalet Yürüyüşünün’ siyasal ve toplumsal karşılığı ne oldu? Türkiye politikasını etkiledi mi? 

Milletvekilimiz Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu öncülüğünde başlatılan ve 9 Temmuz günü Maltepe’de milyonların katılımıyla taçlanan Adalet Yürüyüşü toplum vicdanında hak ettiği yeri bulmuş, milyonlarca insanı Adalet talebi etrafında birleştirmiştir. Her ne kadar yürüyüş Enis Bey’in tutuklanmasının ardından başladıysa da, tutuklama kararı aslında toplumda uzun zamandır yaşanan adaletsizliklere, karşı bardağı taşıran son damlaydı.

Adalet Yürüyüşü, Gezi’den bu yana toplumsal muhalefeti bir araya getiren en büyük buluşmaydı. Bu bir parti buluşması değildi. İktidarın anlamamakta ısrar ettiği nokta da bu oldu aslında. Bu yürüyüş, CHP’ye ideolojik olarak herhangi bir yakınlık duymayan, belki de hayatı boyunca oy vermemiş insanlar tarafından da destek gördü. 25 gün boyunca son derece barışçıl bir şekilde, çevresine, doğaya saygılı bir şekilde devam eden Adalet Yürüyüşü toplumun çok farklı kesimlerince sahiplenildi. Yürüyüşe, ülkenin dört bir yanından, her yaştan katılım oldu. Bu insanların ortak tek bir talebi vardı: ADALET.

Bu bakımdan, Adalet Yürüyüşü,  uzun zamandır siyasi iktidar eliyle içi boşaltılan Adalet kavramını Türkiye’nin gündemine yeniden oturttu. İktidar ve sözcülerinin tüm baskılarına, karalama kampanyalarına, tehditlerine rağmen, AKP’nin zulmüne uğramış, mağdur edilmiş insanlara umut oldu, korku duvarlarını yıktı. Hepsinden öte, bu yürüyüş mazlumların sesi olmayı uzun zaman önce bırakan AKP’nin elinden adalet kavramını aldı. Bu ülkede adaleti ayaklar altına alan AKP, artık seçim meydanlarında, vatandaşa adalet vaat edemez. AKP’nin Adalet Yürüyüşü karşısında kimyasını bozan da belki de en çok bu oldu.

– Türkiye’de Adalet gündemi ile ilgili epey bir tartışma yaşandı. Adalet Kurultayı sonrasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kurultay karşılık yarattı mı?

Ben partimiz tarafından gerçekleştirilen Adalet Kurultayı’nı çok kıymetli buluyorum. Evet, Adalet Yürüyüşü Türkiye’de adaletin olmadığını yüksek sesle haykırmak, adaletsizliği topluma reva görenlere bir dur demek ve uzun zamandır siyasi iktidar eliyle kutuplaştırılmış toplumun ortak bir talep etrafında birleşebileceğini göstermesi açısından önemliydi. Ancak Adalet Yürüyüşü’nde dile getirilen haksızlıklara, hukuksuzluklara, adaletsizliklere somut çözüm önerilerinin sunulmasına, bir yol haritası belirlenmesine ihtiyaç vardı. Bu ihtiyaca cevap da, Çanakkale’de 26-29 Ağustos tarihlerinde gerçekleşen Adalet Kurultayı ile geldi. 4 gün süren kurultayda 8 ana panel olmak üzere, 77 çalıştay gerçekleşti. Panellere ve çalıştaylara, her biri konularında uzman, çok kıymetli 700’e yakın konuşmacı katkı sundu, kurultayda, bir beyin fırtınası gerçekleştirildi.

Öte yandan, Türkiye’nin gündeminde olan konuların konuşulduğu adalet kurultayında, sıcak gündemin yoğunluğundan dolayı konuşulmaya fırsat bulunamayan ama en az onlar kadar önemli konulara da değinildi. Örneğin; benim organizatörlüğünü ve moderatörlüğünü yaptığım “Bilgi ve İletişimde Adalet” başlığı altındaki çalıştayda İnternet Hukuku’nu avukatlarla, akademisyenlerle, bilişimcilerle konuştuk. Örneğin; başka bir çalıştayda, ekşisözlük yazarları konuğumuz oldu. Örnekler çoğaltılabilir. Ama buradaki asıl önemli olan mesele Adalet Kurultay’ı Türkiye’nin ve 80 milyon vatandaşın sorunlarının ve çözüm yollarının tartışıldığı, çok farklı seslerin bir araya geldiği, görüş ve önerilerin paylaşıldığı bir ortamda gerçekleşti. Şimdi bize düşen, kurultayda ortaya çıkan tespit ve önerileri en kısa zamanda kamuoyu ile paylaşmak ve 2019’a giden süreçte belirlenecek yol haritasında değerlendirmektir.

-2019’a CHP’nin bir adayı var mı? CHP’nin ne yapması gerekiyor? Toplumsal sorunları çözecek bir programla gitmesi mi gerekiyor? Ya da başka bir şekilde mi? İttifak mı, birleşme mi? Nasıl bir yol izleyeceksiniz? 

 2019 için belirlenecek aday elbette ortak aklın ve vicdanın adayı olmalıdır. Ancak başta Genel Başkanımız ve partimiz sözcülerimiz tarafından da dile getirildiği üzere, şu anki mesele Cumhurbaşkanı adayı tespiti meselesi değildir. Bugünkü mesele, işsizlikten eğitime, ifade özgürlüğünden medyaya, yargıya, dış politikadan teröre, sağlıktan tarıma; vatandaşın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmektir. Türkiye’de onlarca çözüm bekleyen sorun, mağdur edilmiş milyonlarca insan varken, iktidarın gündem değiştirmek amacıyla sıklıkla başvurduğu aday tartışmasının sağlıklı bir tartışma olduğu kanaatinde değilim.

 -Cumhurbaşkanı, Adalet Kurultayı ile ilgili, “2-3 gün toplanın ne yapıyorsanız yapın” dedi. Sanki bir lütuf veriyormuş gibi bir izlenim ediniliyor. AKP’nin  bu süreçte, yürüyüşteki ve kurultaydaki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Ne Adalet yürüyüşü ne de kurultay kimsenin lütfu değil, bu ülkede yaşayan senin, benim 80 milyonun Anayasal hakkıdır. Cumhurbaşkanı da olsan, kim olursan ol vatandaşın Anayasal hakkını bir lütuf olarak sunmak kimsenin haddine değildir. Tabii, eğer kendinin diktatör olduğunu kabul ediyorsan o ayrı, ona diyecek zaten bir söz yok.

Öte yandan, bugün artık kendi yandaş medya yazarlarını, AKP’nin kalemşorlarını dahi rahatsız edecek boyuta ulaşmış bir kibir ve güç zehirlenmesi iktidarı ele geçirmiş durumda. İktidarlarını mağdur edebiyatı üzerine inşa etmiş olanlar, bugün hak arayanları mağdur edebiyatı yapmakla suçluyor. Yıllarca vesayetten şikayet edenler, güçlendikçe kendi vesayetlerinin bizatihi uygulayıcısı konumunda.  İktidarın gözünde, ya AKP’lisin ya da değil. Türkiye bugün hiç olmadığı kadar kutuplaşmış, ayrıştırılmış bir toplum. Eğer bugün cenazelere dahi saldırılıyorsa, bunun tek sorumlusu evladını yitirmiş acılı anaları meydanlarda yuhalatarak toplumu ayrıştıranlardır. Öte yandan, vatandaşıyla empati kuramayan, vatandaşına saygı duymayan, onun acısını paylaşamayan, onun taleplerine kulak tıkayan; yalnızca yandaşını gören bir iktidarın uzun süre yaşama şansı yoktur.  İktidar ve temsilcileri de bunun çok iyi farkında. Her fırsatta baskıya ve şiddete başvurmaları da bunun en iyi örneği.

-Kurultay sürecindeki ve sonrasında yaşanan tartışmalarla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Açıkçası iktidar mensuplarının ve medyasının tüm karalama çabalarına rağmen, ben kurultayın toplum tarafından anlaşıldığı kanaatindeyim. Elbette kurultaya ilişkin bazı eleştiriler, bizim de organizasyonun büyüklüğünden ve kapsayıcılığından kaynaklı eksikliklerimiz oldu. Ama buna rağmen, kurultay sürecinde ve sonrasında yaşanan tartışmaların kurultaya gölge düşürecek büyüklükte olduğuna inanmıyorum. Hepsinden önce, Adalet Kurultayı büyük bir emek ve özverinin ürünüdür. Burada düzenleyici olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden bahsetmiyorum. Yukarıda da bahsettiğim gibi, herbiri kendi alanlarında uzman 700’e yakın konuşmacı büyük bir emek ve özveri ile kurultaya katkı sundular. Farklı görüşler bir araya geldi. Katılımcılar, kendi görüş ve önerilerini paylaştılar. Bize bu noktada düşen ise, bu sunulan katkıyı önümüzdeki süreçte değerlendirmek.

-CHP’nin bundan sonraki adımı ne olacak?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin yol haritası parti organlarında, partinin tüm bileşenleri ile değerlendirilecek, ele alınacak bir karardır. Ancak hepinizin bildiği üzere, uzun bir aranın ardından 1 Ekim’de Meclis açılacak. Bizler tıpkı geçen yasama döneminde olduğu üzere, iktidar partisinin muhalefetin sesini susturma çabalarına rağmen Meclis çatısı altında hak, hukuk, adalet mücadelesine devam edeceğiz. Onun dışında elbette yalnızca Meclis’te değil; sokaklarda, meydanlarda, mahallelerde, kahvelerde olacağız. Gücümüzün yettiği her alanda vatandaşlarımıza doğruları anlatmaya devam edeceğiz.  Adalet mücadelemizi yalnızca Meclis’te değil, vatandaşın olduğu her alanda sürdüreceğiz.

Kaynak:https://www.politikyol.com/chpli-onursal-adiguzel-kibir-ve-guc-zehirlenmesi-iktidari-ele-gecirmis-durumda /